tren yolculuğu

Uzun zamandır trene binmemişim. Otobüsün tam tersi şekilde, nasıl dinlendirici olduğunu unutmuşum. Yol kenarında hızla akıp giden manzaraya bakarak düşünmek ve birşeyler planlamanın tadını da unutmuştum, hatırladım.. İnternet olması gereken vagonda internet yoktu, ama dizüstü bilgisayarımın yol boyunca açık kalmasını sağlayacak elektrik vardı :) Hala web sitesine bir şekilde zaman bulup yükleyemediğim bir sürü kod yazdım, çizdim. Sonraki projeler için yol haritası yaptım. Yapılması öğrenilmesi gereken şeylerin listesini çıkardım.. kısacası son derece keyifli bir yolculuk oldu benim için.

Peki sonuç?   sonuçları ve kısmetse yaptıklarımı da kısa zamanda burada paylaşacağım inşallah..

:)

back

Pardus-contrib’deki paketlerimi yavaş yavaş 2008′e hazırlamaya başladım. ee aslında çok da vaktim kalmamış hani 1 haftaya kadar 2008′in çıkması planlandığına göre aslında geç bile kalmışım. RC2nin çıkmasını beklemeden RC1 indirip virtualbox’ıma bir güzel kurdum. Sanal olduğu için yavaş evet Eskişehir’e döndüğümde gerçek bir kurulum yaparım artık..

uzun zamandır trene binmediğimi de fark ettim.. dönüşümü trenle yapayım evet :)

ağlamak istiyorum!

bu nasıl bir maç bu nasıl bir hırs, azimdir.. çekleri 3-2 yendik az önce.. ama nasıl yendik :D Erkan Tekman’ın feysbuktaki mesajını gördüm diyor ki “bu moral patlaması ile cari açığı yok edip Mars’a bile gideriz…” %1500 katılıyorum :) her işi böyle inanarak yapsak önümüzde kimse duramazdı herhalde.. nasıl gazım şu anda var ya..

google grupları engellenmiş

Google grupları engellenmiş. bu gidişle yakında google’ın kendisi de engellenir.. yazık..

“Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir.T.C. Silivri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 14.03.2008 tarih ve 2008/15 Nolu Kararı gereği bu siteye erişim engellenmiştir.
Access to this site has been suspended in accordance with decision no: 2008/15 of T.R. Silivri 2nd Civil Court.”

:S

azur.png

neler yapıyorum..

Son zamanlarda hiç yazmadığımı fark ettim.. ve yazmaya başladığım sırada (o şu an oluyor) başka bir şeyi daha fark ettim. bir süre yazmayınca hep benzer cümleler ile başlıyorum :) Yazmamam, hayatımca yazılmaya değecek şeylerin olmamasından değil aslında. Yazacak hevesi ve heyecanı nedense kendimde bulamamdandır belki bilmiyorum. Her neyse.. şimdi iyiyim..

smileBugün Eskişehir’den tatil(!)imi geçirmek üzere İstanbul’a ailemin yanına geldim. Eskişehir otogarda bir 3-4 yaşlarında bir çocuğun ananesiyle konuşmasına kulak misafiri oldum. Ananesi(öyle tahmin ediyorum) suratını komik şekillere sokarak “trene bindin mi seen agucu bugucu..” diyordu. çocuk gayet sakin cevap verdi. “o tren değil tramvay!!”…

Bazen çocukların aslında bizden daha akıllı olduklarını ve kendi dünyalarında bizim garip davranışlarımıza bakıp güldüklerini düşünüyorum. Bazen de kıskanıyorum onları evet itiraf etmeliyim. O kadar sorunsuz o kadar mutlu bir hayatları var ki, insanın tekrar çocuk olası geliyor. Yüzlerindeki gülümseme o kadar doğal, o kadar samimi ki.. çevrenizde kaç kişi böyle gülüyor kafanızı yaptığınız işten, bilgisayardan kaldırıp bir bakın lütfen..


taserSonra bugün otobüste gelirken Taser x26 denen alet hakkında ilginç bir makale okudum. Teşekkürler IEEE ve Spectrum. Büyük şehirlerde kullanımı hızla yaygınlaşan, şüpheliyi elektrik şoku ile etkisiz hale getiren şok tabancasından bahsediyorum. Kullanımının süpersonik faydaları olsa bile, mesela tehlikeli bir kişiyi hiç kimseye zarar vermeden, üstelik yaralamadan, ve en önemlisi öldürmeden yakalayabilmek gibi, aslında ölüme yol açabilir mi, riski nedir hangi teknoloji kullanılmış güzelce açıklayan bir yazıydı. Alet 55m/s hızla fırlatılan iki “iğne”, ve bu iğneler hedefe saplandıktan sonra onlara bağlı olan ince kablolar üzerinden 1200V’a kadar gerilim uygulanması ile çalışıyor. Doğal olarak biraz acıtıyor evet :) Sonuç olarak bence alet bir mühendislik harikası. Polislerin gereksiz yere şiddet uygulama ihtimallerini arttırdığını söyleyenler olsa da getirileri daha fazla gibi geliyor.

Yazacak daha çok şey var ama hepsini birden anlatıp sayfalarca yazmak da hoşuma gitmiyor. O yüzden burada kesiyorum..

gülümseyin :)

ah telekom vah telekom

taşındım! :)

böyle söyleyince ne kadar basit ne kadar zararsız ve güzel duruyor değil mi.. ama değil işte..

yeni eve çıkmanın olağan dertleri olan elektrik-su-doğalgaz aboneliklerini kapattırmak, yenilerine başvurmak, muhtarlık kaydını taşımak vs. derken  bir hafta içinde “evet sonunda tam anlamıyla taşınabildim” diyebilme  seviyesine yaklaşabiliyorsunuz. yeni eve, ve okula  gelip gitme alışkanlıklarınız, evdeki düzeniniz de bu süre içerisinde ancak oturuyor işte..

Derken hayatınızda büyük bir eksikliğin olduğunu ve onu hala kapatamadığınızı fark ediyorsunuz. İçinizi derin bir sızı kaplıyor. Şimdi ne yapacağım ben!? diyerek ortalıkta kalıyorsunuz. çünkü  internet yok!! neden mi? sebep basit.. yüce telekom grev yapıyor!!

birkaç gün boyunca ümitsizce telekoma gidip “ama.. ama ben abone olacaktım” diye soruyorsunuz ama cevap yok. grevdeyiz. yeni abonelik işlemi yapmıyoruz..

sonuç? telekom 20 günü aşkın bir süredir grevde. bende yeni evimde internetsiz bilgisayarımla baş başayım. şu anda olduğu gibi internet cafe köşelerinde acaba bu bilgisayarda virüs var mıdır, güvenli midir paranoyası ile iki haftadan biraz daha fazla zaman  geçti, değişen birşey yok. beklemedeyim..

benden haber alamayan, merak eden arkadaşlarıma ve feysbuk ahalisine duyurulur :)

Professional Aspects

Bugün okulda “Professional Aspects of Electrical Engineering” dersine girdim. ilk defa aldığım hakkında çok fazla bilgim olmayan bir dersti. Yalnız Atalay hocayı ilk defa böyle konuşurken gördüm, şaşırdım. Mezun olmaya yakın olduğumuzdan olsa gerek, kısa süre sonra “meslektaş” olacağımız havasında bir konuşma yaptı, ilginç bir samimiyet hissettim. Öğrenci etiğinden, kopya çekmekten, ödevlerin başkalarından alınmasından, mühendislik etiğinden, 3G ve RFID’ye kadar toplam 6 konuda hazırlayacağımız raporlar hakkında açılış konuşmasıydı bu. Bir garip oldum, mezun olasım geldi.

öyle işte..

linux packages

Daha önce yine burada duyurduğum üzere zaman buldukça “Linux Packages” dediğim (evet daha doğru dürüst bir isim bulamadım) php ile yazılmış Pardus depoları ve Fedora deposunda arama yapıp paket versiyonlarını görebileceğiniz, ve bir “tık” ile indirebileceğiniz bir web arayüzü yapmıştım. sonradan farkettim ki depo güncellemelerinde sorunlar oluyormuş. Onu da bugün düzelttim. Artık aramalar sırasında en güncel paketleri göremiyorsanız anasayfadaki depoları güncelle linklerinden veritabanını “doğru şekilde” yenileyebiliyorsunuz. bu konuyu ilk defa duyuyorsanız da sizi şuraya alalım kendiniz görün inceleyin efenim.

saygılar&sevgiler,

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »