:)

back

Pardus-contrib’deki paketlerimi yavaş yavaş 2008′e hazırlamaya başladım. ee aslında çok da vaktim kalmamış hani 1 haftaya kadar 2008′in çıkması planlandığına göre aslında geç bile kalmışım. RC2nin çıkmasını beklemeden RC1 indirip virtualbox’ıma bir güzel kurdum. Sanal olduğu için yavaş evet Eskişehir’e döndüğümde gerçek bir kurulum yaparım artık..

uzun zamandır trene binmediğimi de fark ettim.. dönüşümü trenle yapayım evet :)

ağlamak istiyorum!

bu nasıl bir maç bu nasıl bir hırs, azimdir.. çekleri 3-2 yendik az önce.. ama nasıl yendik :D Erkan Tekman’ın feysbuktaki mesajını gördüm diyor ki “bu moral patlaması ile cari açığı yok edip Mars’a bile gideriz…” %1500 katılıyorum :) her işi böyle inanarak yapsak önümüzde kimse duramazdı herhalde.. nasıl gazım şu anda var ya..

google grupları engellenmiş

Google grupları engellenmiş. bu gidişle yakında google’ın kendisi de engellenir.. yazık..

“Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir.T.C. Silivri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 14.03.2008 tarih ve 2008/15 Nolu Kararı gereği bu siteye erişim engellenmiştir.
Access to this site has been suspended in accordance with decision no: 2008/15 of T.R. Silivri 2nd Civil Court.”

:S

azur.png

pardus, fransızca ve google

#pardus-devel kanalında Pardus’un bir incelemesinin daha yayımlandığını söylendi.

[00:22] <Gio> I’ve a good news, an article was written for pardus on an important website
[00:22] <Gio> in french :p
[00:22] <Gio> http://www.framasoft.net/article4657.html

Bir an “in french” kısmına dikkat etmeden linke tıkladım (evet sazanım) ve o da ne? inceleme fransızca! Ne yazık ki bugüne kadar fransızca öğrenmek gibi bir çabam olmamıştı ve dolayısı ile yazıyı okuyamadım..

Ve yüce Google burada devreye girdi. http://www.google.com/translate adresine girip incelemenin olduğu web sayfasının adresini ilgili bölüme yapıştırdım. French > English => Translate.. ve sayfanın ingilizceye tercüme edilmiş versiyonu karşımda :) Üstelik sitenin geri kalan kısmı kendi menüsünü kullanarak Google’a anında tercüme ettirerek gezilebiliyor. daha ne olsun.. :)

Bu arada incelemede “No need to enter a password to launch Tasma, or to install or uninstall software, which is a gain of comfort.”da demişler…

neler yapıyorum..

Son zamanlarda hiç yazmadığımı fark ettim.. ve yazmaya başladığım sırada (o şu an oluyor) başka bir şeyi daha fark ettim. bir süre yazmayınca hep benzer cümleler ile başlıyorum :) Yazmamam, hayatımca yazılmaya değecek şeylerin olmamasından değil aslında. Yazacak hevesi ve heyecanı nedense kendimde bulamamdandır belki bilmiyorum. Her neyse.. şimdi iyiyim..

smileBugün Eskişehir’den tatil(!)imi geçirmek üzere İstanbul’a ailemin yanına geldim. Eskişehir otogarda bir 3-4 yaşlarında bir çocuğun ananesiyle konuşmasına kulak misafiri oldum. Ananesi(öyle tahmin ediyorum) suratını komik şekillere sokarak “trene bindin mi seen agucu bugucu..” diyordu. çocuk gayet sakin cevap verdi. “o tren değil tramvay!!”…

Bazen çocukların aslında bizden daha akıllı olduklarını ve kendi dünyalarında bizim garip davranışlarımıza bakıp güldüklerini düşünüyorum. Bazen de kıskanıyorum onları evet itiraf etmeliyim. O kadar sorunsuz o kadar mutlu bir hayatları var ki, insanın tekrar çocuk olası geliyor. Yüzlerindeki gülümseme o kadar doğal, o kadar samimi ki.. çevrenizde kaç kişi böyle gülüyor kafanızı yaptığınız işten, bilgisayardan kaldırıp bir bakın lütfen..


taserSonra bugün otobüste gelirken Taser x26 denen alet hakkında ilginç bir makale okudum. Teşekkürler IEEE ve Spectrum. Büyük şehirlerde kullanımı hızla yaygınlaşan, şüpheliyi elektrik şoku ile etkisiz hale getiren şok tabancasından bahsediyorum. Kullanımının süpersonik faydaları olsa bile, mesela tehlikeli bir kişiyi hiç kimseye zarar vermeden, üstelik yaralamadan, ve en önemlisi öldürmeden yakalayabilmek gibi, aslında ölüme yol açabilir mi, riski nedir hangi teknoloji kullanılmış güzelce açıklayan bir yazıydı. Alet 55m/s hızla fırlatılan iki “iğne”, ve bu iğneler hedefe saplandıktan sonra onlara bağlı olan ince kablolar üzerinden 1200V’a kadar gerilim uygulanması ile çalışıyor. Doğal olarak biraz acıtıyor evet :) Sonuç olarak bence alet bir mühendislik harikası. Polislerin gereksiz yere şiddet uygulama ihtimallerini arttırdığını söyleyenler olsa da getirileri daha fazla gibi geliyor.

Yazacak daha çok şey var ama hepsini birden anlatıp sayfalarca yazmak da hoşuma gitmiyor. O yüzden burada kesiyorum..

gülümseyin :)

KDE4.0 !

ve KDE4 macerası başladı… hayırlı uğurlu olsun..

kde4

taşındım, internetim yok..

Taşındım.. Telekom grevde olduğundan dolayı yeni telefon abonelik işlemleri yapılmıyor, en azından tamamlanamıyor.. Dolayısı ile 1 aydır (yazıyla: bir ay) yeni evimizde telefonumuz ve dolayısı ile internetimiz yok..

Bu süre içinde bilgisayar başında geçen zamanım doğal olarak azaldı, ama daha çok ders çalıştım :) Pardus ile ilgili de sözlü tanıtım, iki kişiye kurulum ve birkaç CD dağıtımı dışında pek bir şey yapamadım.. Birde eskiden beri kurulum yaptığım kişilere verdiğim sorun olursa yardım ederim sözü var ki zaten Pardus’un her yeni sürümü ile bu yardım istekleri azalıyor. Ne de olsa her sürümle her şey daha sorunsuz oluyor,  daha az sorun çıkıyor, gerektiği zamanlarda yardım diğer yollardan çok daha hızlı bulunabiliyor vs..

Bunların dışında bir yandan KDE4′ü merak ediyorum, bir yandan Pardus 2008′in çıkışı ile (Anadolu Üni.de) yapılacak (yapılması olası) tanıtım ve etkinlikleri düşünüyorum..

Böyle işte, internetsiz kalmak kötü bir şey…

ah telekom vah telekom

taşındım! :)

böyle söyleyince ne kadar basit ne kadar zararsız ve güzel duruyor değil mi.. ama değil işte..

yeni eve çıkmanın olağan dertleri olan elektrik-su-doğalgaz aboneliklerini kapattırmak, yenilerine başvurmak, muhtarlık kaydını taşımak vs. derken bir hafta içinde “evet sonunda tam anlamıyla taşınabildim” diyebilme seviyesine yaklaşabiliyorsunuz. yeni eve, ve okula gelip gitme alışkanlıklarınız, evdeki düzeniniz de bu süre içerisinde ancak oturuyor işte..

Derken hayatınızda büyük bir eksikliğin olduğunu ve onu hala kapatamadığınızı fark ediyorsunuz. İçinizi derin bir sızı kaplıyor. Şimdi ne yapacağım ben!? diyerek ortalıkta kalıyorsunuz. çünkü internet yok!! neden mi? sebep basit.. yüce telekom grev yapıyor!!

birkaç gün boyunca ümitsizce telekoma gidip “ama.. ama ben abone olacaktım” diye soruyorsunuz ama cevap yok. grevdeyiz. yeni abonelik işlemi yapmıyoruz..

sonuç? telekom 20 günü aşkın bir süredir grevde. bende yeni evimde internetsiz bilgisayarımla baş başayım. şu anda olduğu gibi internet cafe köşelerinde acaba bu bilgisayarda virüs var mıdır, güvenli midir paranoyası ile iki haftadan biraz daha fazla zaman geçti, değişen birşey yok. beklemedeyim..

benden haber alamayan, merak eden arkadaşlarıma ve feysbuk ahalisine duyurulur :)

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »