Notting Hill
Notting Hill, daha önce seyrettiğim ve az önce tekrar seyretmeyi bitirdiğim bir film. O zaman da Julia Roberts’ın gülümsemesine bayılmıştım. Ain’t No Sunshine ve When you say nothing at all gibi şarkıların geçtiğini ve gerçek-üstü bir aşk hikayesini anlattığını hatırlamak güzeldi. Zengin kız – fakir oğlan klasiğinin güzel bir örneği. Biz ayrı dünyaların insanlarıyız, bütün dünya bize karşı derken bütün engelleri aşıp mutlu olabilme hikayesi. Hafta sonu gittiğim(iz) Beni Unutma’nın aksine mutlu sonla bitmesi bile yeterli aslında benim için.
William: surreal but nice
Anna Scott: Can I stay for a while?
William: You can stay forever.
Filmin başlarında yemekten sonra son browniyi hak etmek için anlatılan hikayelerde Julia Robertsın gerçek kendini anlatması çok iyiydi. Film boyunca çok fazla rol yapmasına gerek kalmamıştır zaten ama bu sahne gerçekten başarılıydı.
Toplamda benden 7/10


Yaşasın 2D
3D filmleri seyretmeye hep çekinerek giderim. Sebebi bu teknolojiyi sevmemek veya filmleri beğenmemek değil. Sadece gözlük! Evet, o gözlüğü benimkinin üzerine takmayı ve gözlüğün sürekli kaymasını sevmiyorum. Bütün film gözlüğü ileri geri ittirip bir şekilde sabit durması için uğraşmakla geçiyor. Sanırım ne zaman gözlüksüz 3D sinemaya gelir ancak o zaman bu filmlerden tam olarak zevk almaya başlayabilirim. O zamana kadar yaşasın 2D
Sanırım hiçbir filmi bu kadar beğenmek ile beğenmemek arasında kalmamıştım. Sucker Punch, isminin ne anlama geldiğini ve neden bu isim verildiğini de halen anlayamamış olduğum bir film. İlk 10 dakikasından sonra bu film bitmez iki saat boşa gitti şimdi evde internette takılmak kod yazmak ya da oyun oynamak vardı diye düşünürken, birden keskin bir dönüş ile ortalama bir film kıvamına döndü. Ortalara doğru da inception-vari bir rüya/hayal katmanı kurgusuyla fantastik bir aksiyon filmine dönüştü. Yine de bir-iki tane daha erkek oyuncu alsalardı da araya kaynasaydılar, gişe kaygısını bu kadar gözümüze sokmasalardı daha iyi olurdu diye düşünüyorum.