Şifreni kendin seç

Kullanıcılar kendi şifrelerini seçebilmeli. Websiteleri / webmasterlar, kullanıcının seçtiği şifre ne kadar basit ve kolay tahmin edilebilir olsa da bunu kabul edebilmeli. Örneğin ben istersem şifremi 1234 yapabilmeliyim. Yada doğum tarihimi şifre olarak seçebilmeliyim. Bir websitesinin şifre olarak “harf içermeli”, “sayı içermeli” “özel karakter” de içermeli ve hatta büyük harf de içermeli ki Case sensitive şifre kontrolü olabilsin başka türlüsünü kabul etmem tarzındaki yaklaşımını çok gereksiz buluyorum. Hatırlanması zor şifreler oluşturmaktan başka bir işe yaramayan bir sistem.. Az önce şifremi değiştirmek gibi basit bir işlem için harcadığım 15 dakika ve daha sonra şifremi hatırlayamadığımda harcayacağım bir sürü diğer zamana yazık.

Kullanıcılara daha fazla özgürlük lütfen..

Codeigniter ve varsayılan zaman dilimi

Bir süredir CodeIgniter üzerinde çalışıyorum. Birçok konuda büyük kolaylık getirmesine rağmen bazen “şu nasıl yapılır ki bu sistemde” diye bolca Google kullanıyorum :)

Bunlardan biri varsayılan zaman dilimini seçmek. Codeigniter config dosyasında “local” ve “gmt” olarak iki seçenek sunmuş ama bu pek yeterli gelmedi. Sunucumun saatini varsayılan olarak algılıyor ve belirli süre içinde yapılması gereken görevler, örneğin email aktivasyonu, geçersiz oluyor. Bulduğum çözüm şöyle:

libraries klasöründe bir dosya oluşturuyoruz: default_time.php içine de:

<?php
class default_time
{

function __construct(){
date_default_timezone_set(‘Europe/Istanbul’);
}

}
?>

yazıyoruz.

Daha sonra config/autoload.php içinde $autoload['libraries'] kısmına ‘default_time’ ekliyoruz. ve sorunumuz çözülüyor.

Geçmiş olsun.

yarı türkiye turu

Yaklaşık olarak bu güzergahı kullanarak İstanbul > İzmir > Muğla > Marmaris > Dalaman > Eskişehir > İstanbul yolunu izleyerek Google’a göre 1800km, şehir içi ve havaalanına git-geller ile beraber toplam 2000km yol yapmış bulunmaktayım. Türkiye’nin daha önce görmediğim bir çok yerinden geçtim ve her kilometresinden büyük zevk aldım.  :)

Eskişehir’e veda..

Cuma günü erken saatlerde Eskişehir’den ayrılıyorum. Çok büyük bir fırsat olmadığı sürece de sanırım geri dönmeyeceğim. Eskişehir’deki son günlerimde burada yaşadığım yerleri dolaştım.

Yaşadığım ilk ev Tepebaşındaydı. Buraya taşınmamızın başlıca sebebi ucuz olmasıydı. Aylık 150TL’ye 4+1 iki katlı bir evimiz vardı. Ev sahibimiz çok sıcak, yardımsever biriydi. Şehir merkezine ve okula çok uzak kaldığı için ikinci yıl taşınmak zorunda kaldık. Apartman yönetimicizi hala hatırlıyorum. Eve gelip giden arkadaşlarımızdan hoşlanmaz, “kimse gelmeyecek buraya, kız arkadaşlarınızı geçtim erkekler bile gelmeyecek, aileniz gelebilir belki onlar da çok kalamaz” diyen bir adamdı. Eğlenceliydi :)

Bitişiğimizdeki “Ayan İş” ilginç bir tesadüftü. Sonra evin önündeki hafif yokuşta durup tekrar kalkmaya çalışan sürücü adaylarına bakıp dalga geçerdik. Yıllar sonra bende o durup kalkanlardan biri oldum. Ehliyetimi burada araba kullanmayı öğrenerek aldım. Eski evimin önünde durdum. Kalktım.

Ziyapaşa caddesi. Burada iki yıl kaldık. Şehir merkezine yürüme mesafesinde olması, ucuz olması sebeplerden bazıları. İlginç bir ev sahibimiz vardı. Kasap dükkanı vardı, kira vermeye giderken ev sahibinizin elinde bir satır olması ilginç bir duygu :)

AEGEE’de yoğun olarak çalıştığımız dönemdi. Taner ve ben yürütme kurulunda Gökçecan denetleme kurulunda olunca ikinci bir AEGEE ofisi olarak da kullanıldı uzun süre. Uzun tüzük toplantıları yapıldı, AEGEE’nin en büyük etkinliklerinden biri olan genel kurulunu AGORA’yı Eskişehirde yapmak için başvuru dokümanları hazırlandı, tasarımları yapıldı. Uluslararası etkinliklerde katılımcılara ev sahipliği yaptı, ev partileri düzenlendi.

Benim “daha az bilgisayar kullanmalıyım” diyerek bilgisayar masamı salona taşıdığım dönem de buradaydı. Tahmin edilebileceği gibi çok işe yaramadı :)

Evin altındaki Ekin Çiçek için yıllar sonra web sitesi yapmam başka bir ilginç tesadüf.

Eskibağlar‘daki evde önce Jan Kundera, sonra Sabina ve Tamara ile yaşadığımız Erasmus öğrencisi ev arkadaşı deneyimi paha biçilmez.

Evde konuşulan öncelikli dilin ingilizce olması, özellikle Tamara’nın ingilizcemizin gelişmesi için yardımları, Jan’ın mükemmel fotoğrafları sayesinde Türkiye’nin hiç bilmediğimiz yerlerini çok farklı bir bakış açısı ile görebilmek çok güzeldi. LOST çılgınlığı ile sabahlara kadar koridor-salonda dizi seyretmek, aylık download miktarımızın ortalama 80-100GB olması ilginç notlardan bazıları.

Giriş kapısından itibaren koridorun kenarına dizdiğimiz şişeler, her biri farklı marka yılların birikimi, bazılarının üzerine notlar alınmış tarih atılmış hatıra şişeleri, hatırlanması gereken şeylerden..

Sonraki dönem çok hızlı gelişti. Birkaç ay orada, bir yıl şurada, son 4 aydır da burada yaşıyorum. Çalışmaya, yıllar boyunca bilgisayar ile ilgili öğrendiklerimi profesyonel olarak yapmaya başladım. AEGEE için hazırlanmış siteler, eğitim verebilecek düzeyde Dreamweaver bilgisi, Bilge Bilgisayar’daki 5-6 aylık web sitesi tasarımı tecrübesi ve Photoshop kullanma alışkanlığı, Artı Referans’taki web projeleri ve sistem yöneticiliği tecrübesi, bağımsız olarak yapılan projeler ve girişimler artık İstanbul’a gitmeliyim fikrini güçlendirdi.

Ve gidiyorum,  Eskişehir’i özleyeceğimi bilerek..

Şizofreni?

Ben: Bu nedir?
Kendim: Hatırlamadın mı sen çektin?
Ben: Neyi hatırlamadım mı?
Kendim: Bunun ne olduğunu, ne demek olduğunu?
Ben: Hatırlamam mı gerekiyor?
Kendim: Yine sürekli soruya soruyla mı cevap vereceksin?
Ben: Sen de aynı şeyi yapmıyor musun?
Kendim: Konuyu saptırma.
Ben: Peki. Peki bu nedir?
Kendim: Ne nedir?
Ben: …
Kendim: Bira varmı?
Ben: Var..

Yasaklı Google servislerine erişim

Google servislerinin, özellikle de Google Docs‘a erişimin engellenmesi ile birçok kişi ve şirket zor durumda kaldı. Belgelerine erişemeyen bazı şirketlerin sorun devam ettiği takdirde başka çözümler arayacağı konuşuluyor. Şimdilik bu sorunun çözümü mevcut. İleride bunu da engellerler mi bilemiyorum ama geçici olarak da olsa DNS adresinizi değiştirerek yasaklı Google servislerine erişebiliyorsunuz.

Daha önce 4.2.2.2 ve 4.2.2.3 kullanıyordum. Ama malesef bu IP’ler ile diğer yasaklı sitelere girilebiliyorken  Google dokümanlarına erişilemiyor. Çözüm: Comodo DNS

DNS numaralarınızı:
156.154.70.22
156.154.71.22
olarak değiştirdiğinizde sorun çözülüyor.

Şimdilik :/

Ek:
Google DNS sunucularını kullanmak diğer alternatif:
8.8.8.8
8.8.4.4

Polis çevirmesi

Bugün araba aldığımızdan beri ilk defa polis çevirmesinde durduruldum. Aradan 3 ay geçmiş ve hiçbir polisle haşir neşir olmadığım için kendimi biraz da garip eksik hissediyordum zaten. Şimdi şoförlük kariyerimde 1 level daha atladım :)

Aslında olaysız ve kolay geçti. Eskişehir’de Sakarya Caddesinde kenarda durup bankamatiği kullandıktan sonra kahvaltılık bir şeyler almak için yola devam ediyordum ki 200m sonra yol kenarındaki polis bana şuraya geç bakim sen manasında bir hareket yaptı. Heyecanlandım önce. Yanlış bir şey mi yaptım yoksa ceza yazmak için mi durdurdu ne isteyecek benden diye düşünürken arkamdaki polis arabasından anons geldi. “0912 al belgelerini gel ne bekliyosun orda”!! Yoldaki polis daha arkadaki başka biriyle ilgilenirken bende arabada sessiz sakin bekliyordum. Filmlerde hep polis cam kenarına gelir ehliyet ruhsat sorardı, ama demek ki burada işler farklı yürüyor, biz polisin ayağına belgelerimizi alıp gidiyormuşuz. Öğrenmiş oldum. Polis belgelerimi aldı, elindeki listeye bir şeyler karaladı sonra belgelerimi geri verdi ve “tamam gidebilirsin” dedi. Şaşırdım tabi, ilk defa durduruluyorum bu kadar mı gidebilir miyim gerçekten diye sordum hatta :)

ve devam ettim..

taşındım (evet yine..)

Taşındım!

Adresini bile şu anda tam olarak bilemediğim bir yerde yaşıyorum artık :D Cihan’ın alt katında olması dışında tam olarak (39.792149, 30.511726) diyebilirim. Eski evimden eşyalarımın büyük kısmını birkaç defa git-gel yaparak götürmeyi başardım. Geri kalanını da satıyorum.. Yeni evim (daha doğrusu odam) ile ilgili birkaç fotoğraf çekmiştim, makinamın kablosunu bulur bulmaz bu yazıyı düzenleyip ekleyeceğim.

böylece artık Eskişehir’deki 6. (yazıyla: altıncı) evimdeyim. En azından temmuz ayına kadar.. hayırlı olsun :)

jquery 1.4 gelmiş hoşgelmiş

JQuery’nin yeni sürümü 1.4, birçok yeni özellik ve önceki sürümlere göre performans artışı ile geliyor. Yeni sürüm ile eklenen birkaç özellik şöyle:

1. Element oluşturmada yenilikler

jQuery(‘<a/>’, {
id: ’foo’,
href: ’http://www.pardus.org.tr’,
title: ’Pardus Linux’,
rel: ’external’,
text: ’Pardus Linux’u deneyin’
});

Şeklinde yeni bir bağlantı oluşturup özelliklerini belirleyebiliyoruz.

2 . nextUntil(), prevUntil(), parentsUntil()

<ul>
<li>11</li>
<li>22</li>
<li>33</li>
<li>44</li>
<li>55</li>
</ul>

gibi bir listemiz varsa,
jQuery(‘ul li:contains(11)’).nextUntil(‘:contains(44)’);
şeklinde bir seçim yapabiliyoruz.

3. birden fazla event bağlamak:

jQuery(‘#foo).bind({
click: function() {
// tıklayınca bunu yap
},
mouseover: function() {
// üzerine gelince şunu yap
},
mouseout: function() {
// sonra da bunu yap
}
})

4. yeni live() bağlantıları! ( oley! :) )

artık “submit“, “change“, “focus” and “blur” olayları için de live() işlevini kullanabileceğiz. Yalnız focus ve blur için farklı isimlendirme yapılmış. bunları kullanabilmek için focusin ve focusout kullanmak gerekiyor. Ayrıca bu focus olaylarını şu şekilde de kullabiliyorsunuz:

jQuery(‘form’)
.focusin(function(){
jQuery(this).addClass(‘focused’);
});
.focusout(function(){
jQuery(this).removeClass(‘focused’);
});

5. delay()

bir animasyonu veya herhangi bir fonksiyonu geciktirmek için kullanılabilir. milisaniye cinsinden değer alıyor.

Jquery 1.4ün getirdiği yenilikler bunlarla sınırlı değil tabiki. İlk bakışta dikkatimi çekenleri paylaşmak istedim.

iyi çalışmalar :)

gülümse

Geçen hafta bilgisayarımın başına oturmuş Google Reader‘dan son haberlere ve takip ettiğim bloglara bakıyordum. Bir yandan da Grooveshark açık, kahvem masamda, keyif modundayım yani :) Kapı çaldı, açtım ve hayatımın en “garip” sohbetine başladım.

Kapıyı açında karşımda iki bayan öğrenci duruyordu. Birinin elinde büyükçene bir çanta ve elinde not defteri gibi bir şey. Konuşma yaklaşık olarak şöyle:

- Bir anketimiz var katılmak ister misiniz? sadece birkaç dakika sürer.
- çok fazla zamanım yok ne ile ilgiliydi
- domuz gribi
- ne kadar sürer
- iki dakika
- peki tamam
- tamam sağlığınıza önem veriyorsunuz değil mi…..

diyerek ve gülümseyerek anlatmaya başladı. Bende gülümsedim. Çünkü anlattıklarının benim için pratikte hiçbir önemi yoktu sadece anlatmış olsun rahatlasın gitsin istiyordum sanırım. Sonra garip bir şekilde o ufak gülümseme büyüdü.. büyüdü.. kendimi tutamadım -o da tutamadı- ve karşılıklı gülmeye başladık. Uzun uzun anlatacaklarını bir-iki cümlede toparlayıp bitirdi ve gülmeye devam ettik :)

Bir temizlik ürünü satıyormuş sanırım, ilgilenmediğimi söyleyip teşekkür ettim, kolay gelsin vs. deyip uğurladım arkadaşları.

Gerçekten garipti :)

Sonraki Sayfa »